14 Şubat 2009 Cumartesi

iletişebilmek yetenek işi.



Çok bağrışan insanlarda bir eziklik psikolojisi var ki, bağırışa ihtiyaç halindeler. Tıpkı

Terrier'lerdeki gibi yani. Büyük köpeği hırpalayamayacağından, hırlar ya hani olur olmadık yerde.. İşte aynen öyle.



30 Ocak 2009 Cuma

wonderwall





Last fm'den tazecik şarkı ve isimlerle kulak ve kalbe, içerden bir gıdık.
A4'ümle 0.5lik kalemimin müthiş uyumu..
Kelimelerle ifadede yetersiz kaldığımı hissettiğim ender bulunur anlardan biri bu..

Enerjimi ve coşkumu boşaltabileceğim bir kap arıyorum.
Tercihen sokaktaki kaldırım taşları, yeni A4'ler, en azından nakaratına eşlik edebildiğim şarkılar, cep telefonumun yeni mesaj kısmında bir "dıt" uzaklığında ama uyandırmaya kıyamayacağım bir dev, yarısı devrilmiş viski şişesi gibi..

4 gün oldu sanırım emin değilim, odamda önümden geçen sadece kelimeler, önce yabancılaştığımı sandığım, üzüldüğüm ama sonrasında kanıma canıma kattığım; sesler yepyeni, oh gibi mis şarkılar; alerji merhemlerim + hanımeli bal özlü kremimle münasebetim dışında pek bir aksiyonum yok ama atraksiyonum çok..

Arkasından el sallamak zorunda kaldığım irili ufaklı küçük detaylara, unutulmuşlara rağmen, inatla yenilerini zihnin en konforlu dairelerine taşımak.. Okurken, dinlerken, izlerken de birşeyler yermişiz de bilmezmişiz.. Nöronlar - travmatik hasarlar belki böyle onarılacak. Burda yazarak yapılan masturbasyon sayesinde boşluklar büyük ölçüde doldurulacak..

06 Ocak 2009 Salı

düş macunu

Düş macununu ortadan sıkmak, ayrılık sebebi olabilir mi, aralarında şiddetli geçimlilik olan çiftlerin?..

30 Aralık 2008 Salı

p.


Kafasıyla işiyor, pipisiyle düşünüyor kimisi..

28 Aralık 2008 Pazar

[:

Çaresiz Ev Kadınları dizisindeki kadınlar çaresizse, ben de çaresiz olmak isterim.

23 Aralık 2008 Salı

gıdıyla güdü

Beni öldürmeyen şey gıdıklar..

22 Aralık 2008 Pazartesi

22 aralık enkazı



Acı acı gülümseyişini hiç sevmiyorum hele ki, 22 aralıkta ise.. 23. doğumgününde. Parmağını kapıya sıkıştırınca da gülümsüyorsun işte aynen böyle. Farkı algıda zorlanıyoruz acıyor musun sende, mutlu musun bilincine inen sadece bi perde?... 6 aylık koca bi yetişkinsin üstelik. Ki bence fazlasısın. 6 aylık bir bebek 23 sene aynı zarafetle oturamayacağı, göz süzemeyeceği gibi, ben ağlarken gözlerime bakıp, parmaklarıma dokunamaz da bu kadar hisli.. Pastamı yutamadım, boğazımda düğüm düğüm. Sanki o an yitip gittiğini gördüm. Fotoğraf çekilmek istemeyişim de bundandı. O bir parça pastayla klozette vedalaşmalarımsa tamamen pastayı acıtmak içindi, onun beni acıttığı gibi. Yoksa asla bulimik bi ablan olmadı hayatım senin. Bilirim öyle şeyi sevmezsin. Bu sene annecik üflüyor pastadaki mumları. D!mple'ın kol kanat felç geçiriyor sanki. Bu 2 çıtır gece bir barda dağıtıyor olmalıydı oysaki.. Neyseki bugece bardağı ucundan da olsa ellerinle kavradığını gördüm. O anı ölümsüzleştirdim makineyle. Yegane güzellik.. Koynumda uyurken sen göğsümde, bir de pastayı üflesinler diye bakınırken çevrene o korkunç sonu hatırlıyorum. Senden önce yok olmak daha az acıtırdı sanıyorum. Evlat acısı falan gibi birşey olmalı bu. Algını, bilincini hiç çözemedim. Gerçekten çok merak ediyorum. Gece koynuna seni başka bi abla yatırsa onun da gözlerinin içine tam tamına 3-4 saniye kadar, bilinçli bi insan gibi aşkla bakar mısın? Beni hissedebiliyor musun, yoksa ben mi kendi kendime hisleniyorum?

Özür dilerim bu gece sana dokunamıyorum.. Sabaha karşı uykunda koynuna girebilirim yine. Yorganla yüzünü örtme, çünkü bugece çok ama çok fazla gidebilir gücüme...